23 Aralık 2010 Perşembe

ÇOCUK













Uzanır yollar
Uzantısını bırakarak kaderin..
Ah kederli geçmişimin uçuk kaçık çocuğu
Katmerli karanfil gözlerin
Az mı ağladık onlar solmasın diye..
Dün gibi hatırlıyorum

Geçer yıllar
Geçmişini bırakarak aşkların
Ah kederli geçmişimin hüzünlü küçük çocuğu
Bilmezdi kimse yüreğinin uçurumlarını
İnce bir çizikti dudakların
Kimler düşürdü seni o çizikten yüreğinin uçurumlarına
Az mı yürüdük yola çıkabilelim diye..
Dün gibi hatırlıyorum

İstanbul’dasın şimdi..
Gözüme değince gözün,  içimi çözensin
Can geldi
Sesime
Hoşgeldin..

GİTTİKÇE SENDEN..

Rengi değişiyor ömrümün
Mevsim pek tanıdık değil
Yollar garip buralarda
Dönüp dolaşıp kendine varıyorsun
Sende durmak mümkün değil

Dağlar..
Kirpiğime doğru uzanıyor
Uzaklar yollarda değil..
Yollar garip buralarda
Hiçbir yerde değil!
Kuşlar
-Suskun-
Balkon,
 geceyi sabaha sessiz sedasız düğümleyiveriyor..

Öğrenciler acıyı lokum gibi tüketiyor
Buranın lokumu meşhurmuş
Herkes öyle diyor..
-Ben daha tatmadım

Tatları rengine göre değişiyormuş..

Rengi değişiyor ömrümün
Mevsime alışıyorum
Yollar garip buralarda
Kendime geliyorum

20 Aralık 2010 Pazartesi

AZAR




Kirpiğe değer dilinde döndürdüğün kelimeler
Yaralanır, endişelenirim
Düşlerime dokunur hızlı büyük adımların
Azarlanır, küçülürüm
Yolun bitmez varacağından gitmedikçe
Sürüklenir
Sürüklersin beni
Dudaklarımı kanatır sesinin buğusu
Yutkunuşun düğüm olur boynumdaki ipe
Son arzumdur
Gönlünden geçir
Ellerinle dola
Teninde as beni

DOKUNMAK GİBİ


















Dokunmak..
Her dokunuşta kaybolmak
Dönüş yok artık
Kaybolana her yer aynı gelir
Hele bi de aradığı varsa
Yanında bi kadeh şarap iyi gelir..

Kaç masal anlattın böyle
Ben kaçıncıda uyudum hatırlamıyorum
Sonlarını bilmiyorum
Aynı heyecanı yaşama pahasına
Hep gözlerini dinliyordum

Az önce uyandım..
Bi kadeh şarap iyi gelirdi şimdi..
Varlığınla yokluğun arasında kırmızı bir hat
Derin
Koyu
İçtikçe beni delirten
Kayboluyorum
Dokunuyorum
Dokunmak gibi bi şey..
Her yer aynı..

Derindi.. Koyuydu
Ama sesi yoktu
Kokusu yoktu
Aradığım çoktu
Çok olmuştu..
Sana da bi kadeh çıkarttım..

AĞRI

Gelirsin bana
Ellerin gözlerimde bir sürprize gebe..
Gidersin acele
Dizlerinin üzerine çömelip af dilersin aşkından
Beni sor önce!
Mahkûmum dilinden, gözünden, kaşından
Al yanaklarından sürgünüm
Kalışından umutluyum
Seni yolcu etmeye güçsüzüm
Nefesinin buğusunda adımı görmeye alışmışken
Yokluğunda tutsak olmak savaş
Ne soracaksan sor şimdi..

Ağırdan ağırdan geliyor ölüm ağrıları
Elimi başıma yaslıyorum sen
Toprağı kokluyorum sen
Vurulduğum sen
Vurduğum sen
Ne soracaksan sor şimdi..

Gelirsin bana
Ellerin gözlerimde bir sürprize gebe
Gidersin acele
Dizlerinin üzerine çömelip af dilersin aşkımdan
Beni sor önce!
Suçluyum elimden, toprağımdan, savaşımdan
Dilersen seni sor!
Nöbetteyiz..
 Ağrımız yüreklerde

TUTSAK!



















Tahmin ettiğin gibiyim
Endişelenme sakın
Zaten senin derdin başından aşkın
Aşkın derdine nazlı
Kovamadın gitti şu kara bulutları
Senin esmerliğin bundan..
Sorsan ‘sen niye böylesin’ diye
Haklısın
Ama ben hep inatlaşırım güneşle bilirsin..

Esmerliğine moru dost bilmiş yüreğin
Asilliğin birçok kıyı gördü senin
Hepsinde yan yana değildik belki de
Lakin birçok kıyıda da birbirimizi bekledik..
Sorsan ‘sen niye gelmedin’ diye
Haklısın
Ama ben hep içimden sevdim uzakları bilirsin..

Bakışların nemliydi senin
Her mevsimde
Biraz hüzün kokardın
Kaç bahar bekledin değişir diye
İçinden yazları düşünerek
-Beklemek- gerekir bazen
Belki ağlamak..
Ağlamak hiç kolay değildi senin için
Belki de bu yüzdendi Tanrı ile çekişmelerin..                                

ADIMLAR..

Zaman geç olmuş..
Geçmiş olsun

Yarın işe de geç kalacağım sana da..
İşe geç kalışım gibisin
Geç kalmışlığımla geç kalmaya korkuyorum..
İçten içe yaşıyorum namlunun ucunda ölümü
Ölüm gibi uykularıma bedel
Hep bir bedel yaşatıyorsun kendini

Nefes alıp verişini duyuyorum
Ne kadar da yorgunsun
Düşlerime bedel soluklanıyorsun
Bu gece biraz daha sabaha dayansa da izlesem seni
Alsam nefesini, ölsen keşke bende
Ölsem keşke senle..
Tanrı cömertliğini gösterip bir gün daha verse bize
Sen bana adımı sorsan
Ben memnun olsam
Sen memnun olsan..

19 Aralık 2010 Pazar

GEL













Yönünü arayan rüzgâr beni buldu
Saçlarımda dolaştı biraz
Ellerindi sanki
Ağlattı beni
Dudaklarıma değdi sonra bir yabancı gibi..
Kendine dar gelen kelimeler verdi bana
Güldürdü beni
Nerden geldiğini sordurmadı acelesi var gibiydi
Düşündürdü beni
Kızgındı bi o kadar da hırçın..
Ölecek gibiydi
Endişelendirdi beni
Arkamı dönüp giderim diyordum
İçime işledi kendini
Tenime vurdu ruhunu
Deli etti beni

11 Aralık 2010 Cumartesi

NERGİS














Dostlar gelir misafirin olur..
Akrabalar, komşular
Belki eski bir eş
Belki kardeş..
Gelmeleri güzeldir
Gelişler güzeldir..
                                           
                        ‘’kendim gelmek istiyorum sana, ayaklarıma direnerek sana yürümek..’’

Gittiklerinde bi tenhalık gelip yerleşir içine
Sen onu da misafir sanırsın ama o gitmez..
                                                             
                                                              Aldırma gidişler güzel değildir zaten..
                                                             ‘’yalnız bırakmak istemiyorum seni..’’

Koltuğuna uzanırsın..
Yanına sokuluverir
Müzik dinlersin, okursun..
Seni izler
İzlerinden takip eder
Ben de onunla beraber geldim herhalde
İçinin daralması bu yüzden
Erken yatışların, şahitliğinin işe yaramaması bu yüzden..
Bu yüzden istediğin zaman buyur edip, istediğin zaman kovulup gitmem..



KAR DÜŞ -TÜ















Mevsimler değişe dursun
Hayali bir kış var penceremin önünde
Birbirine geç kalmış sevdalar dolaşıyor yollarda
Nasıl üşümüşler öyle..
Sessizce gülümsüyorum

Bütün gayretimle kurabiye yapıyorum
Misafir olsunlar istiyorum evime
Sesleniyorum donuk sesimle
Her seslenişimde buz sarkıkları batıyor sanki içime
Onlar daha çok acı çekiyordur diye yaralarımı sarıp tekrar sesleniyorum

Tüm buğulanan yerlere tarih atıyorum
Unutmak istemiyorum nefes nefese kalışlarımı

Günlerdir çok yorgunum
Pencerem buz tutmuş
Açamıyorum..

7 Aralık 2010 Salı

ÖYLECE..

Adam kadının karşısına geçti..
Durdu..
Kadın adamın gözlerinde durdu
Kendini izledi bi süre
Vakitsiz bir yağmur mevsimde
Ve mevsim bundan dolayı huzursuzdu..
Islak ıslak izledi kendini kadın
Kadın huzursuzdu..
Bir geç kalış vardı şüphesiz, nerde kaldığından habersiz
Kendini alamadı kadın adamın gözlerinden
Gözlerini almak istemesinden yorgundu..
Yorgundu adam, gözlerini kapattı
Kadın gitti

DUDAKLAR

Dudaklar..
Arası uçurum dudaklar
Öpüşen, titreyen, acıtan dudaklar
Heyecanını yitirmiş, yorgun aşk sözcükleri..
Yinelenen noktalar
Her an a bir kırbaç vuran ezberlenmiş alışkanlıklar
Unutulmayan alışkanlıklar
Vazgeçilemeyen alışkanlıklar

Dudaklar..
Arası rüzgârlı dudaklar
Tuzlu, ıslak, çatlamaya yüz çeviren dudaklar
Hüznünü yitirmiş, kinli gitme sözcükleri..
Tutarsız virgüller
Her umuda pranga takan plansız öfkeler
Korkutan öfkeler
Kanatan, öldüren öfkeler

Dudaklar..
Arası tenha dudaklar
Yakan, ürkek, geç kalmış dudaklar
Saflığını yitirmiş, ayıpsız, afsız hasret sözcükleri..
Kendini vuran ünlemler

Dudaklar..
Yarası, gönlündekinin iki dudağının arası
Rengi, sahibinin mahlep şarabı

Dudaklar..
Arası dipsiz kuyu dudaklar..

6 Aralık 2010 Pazartesi

MAHKUM-MU SENDE BENİM

Işığı biraz kıs düşüm
Yüzünü görmesin ellerim

Bekle

Rüzgâr diner birazdan
Savrulan yapraklar gelir ellerine
Onları dinle..

Bekle

Sesini çıkartma
Gözlerim hazır değil seni duymaya
Çiçeklere benzettiğim sevdalar var hala aklımda
Onları büyütüyorum
Ruhum yetmez seni doyurmaya

Bekleme
Işığı biraz aç düşüm
Gidişini izlemek istiyorum..
Hep sen canımı yakacak değilsin ya

AZ

Ankara’da bir gün..
Ne kadar az
Telaşlı acemi adımlarla yorulana kadar gezindim
Yediğim simidin yerini hiçbir yemek tutmazdı
Dinlendiğim yerin huzuruyla unuttum ayaklarımın ağrısını
Böyle anlatınca güzel geliyor kulağa
Bi de gözlerime sor
Arkamı dönüp baktım
Son bi kare
Bıraktığım gibi kaldı
Yine aynı
Kokusu üzerimde
Ankara’da bir gün..
Ne kadar az geldim

8 Kasım 2010 Pazartesi

BİLSEYDİM KENDİME SÖYLEMEZDİM

Ellerindeki çizgilerin derinliğinde kaybolmak vardı şimdi
Bakma sen dün öyle konuştuğuma..
Yıllardır düşünüyorum niye diye
Bedeli ödüyorum sen yorulma
Onu bunu bırak şimdi
Ben özledim sesini
Dağılan yanlarımı bavuluma doldurup giderken bana ‘gitme!’ diyemeyişini
Dilinin tutsaklığını
Ben özledim sessizliğini

Çok erkendi..
Küçük defterim bile kumdan bir resim gibi dağıldı
İçindekiler beton gibi katı
Beni öyle beton gibi kaskatı bırakışını özledim
Nefesime yapışan son cümlemdi beni çözecek..
‘Bi daha öp beni’ dedim, öpmedin
Yutkundum son nefes sandığımı
Tekrarlanan soluğuma kızdım
İçimde kalmadı desem yalan olur
Yalanlarını özledim
İnan seni o kadar özlemedim..

İKİ KİŞİLİK İNTİHAR

karman çorman olduğu bazılarımızın
doğru
allak bullak oluyoruz bazen de
evet
allak bullak ediyoruz
apar topar gitmek istiyoruz
kimi zaman da kaçarak
azar azar
artıyoruz
savrulan her yaprağa çünkü
her mevsim sonbahar…

her geçen gün ağırlaşıyor bavulum da
eşyalarım ortalığa saçılıyor
gidemiyorum…
her gece bir parçamı daha koyuyorum çantama
eksik uykularıma inat
-her patikada hemen kaybolarak-
ve her yol da biraz daha kestirmeden uzak
korkuyorum…
cesaret;
yolu yalnız yürümek
-ne ala-
emek
esaret içinse
ellerim küçük hala
savrulan her yaprağa çünkü
her mevsim sonbahar…




inanması zor yine de beyaz
oysa senin gözlerinde
pırıl pırıl ayaz
-rüzgârdandır-
içimde deli gibi yönünü arıyor şimdi
bulamayınca da çarpıyor gönlüme
tuttuğu elimi bırakıyor
farkındayım
çırpınıyor çırpınıyor...
sağır duvarlar gibi gözlerime vuruyor sonra kendini
kör ediyor perde perde
savrulan her yaprağa çünkü
her mevsim sonbahar…

bekliyor seni acıtan yanlarıyla
ana rahminde ölen aşklarıyla
alacaklı bir rüzgâr
acı tanları yalnız karşılayacağını duyarak
acı kök tadına dayanarak
bak ağzına bal çalınmış zamanın da
duy-arak, dayan-arak, tat-arak
hep aynıya katlanarak
eriyor azar azar
savrulan her yaprağa çünkü
her mevsim sonbahar…

5 Kasım 2010 Cuma

GEL- GİT

Güne inat gecedeyim
Yanındayım sanki
Yine umursamaz bakışlarına şaşırarak seviyorum seni
Saçma sapan fırtınalar kopuyor içimde
Belki de ilk defa böyle tutarsız sarılıyorum sana
Her an gidercesine hep bir adım yaklaşarak
Kayboluşlar bu yüzden olsa gerek
Hayal meyal hatırlıyorum gitmek istediğim uzakları
Korkutuyor şimdi senle aramıza girince yollar
Hep severdim oysa yolculukları
Korkutuyor gideceğim yerler
Vardığın yerler
Şimdi kapını açsan
Ben içeri girmesem
Neyi kaybedersin
Ben kapıda olsam
Neyin kalır sende

Sen de mi korkuyorsun..

ŞÜPHE

Şüphesiz
 Bir cinayet bu
Kan revan bütün gövdeler
Elim başka bir eli tutamayacak kadar yaralı
                                       -Herkes yalnızdır demiş miydim sana?-
Hatırlamıyorum..
Kusursuz bir cinayet bu


İzlerinden yürüdüm de madem
Neden bu serzeniş
Yok yok
Bambaşka bir cinayet bu
Bulamıyorum
Keskin bir cümle de yok ortada
Ortalığı darma dağınık bırakıp gitmişim
                                      -Hoşça kal demiş miydim sana?-

4 Kasım 2010 Perşembe

KAHVE KOKUSU


Keşke burada olsaydın
Neye inandığının önemi olmazdı
Hırçınlaşırdın belki biraz
Ağlardın biliyorum
Sen yoksulluğa karşı hep duyarlıydın
İkinci kez yapma şansın olmaz bazı şeyleri
Bu fırsat bir daha ele geçmez diye kendine yeni özlemler eklemezdin
Bu yüzden köpeğimi hiç gezdirmedin
Beni çok hesaplardın
Hep kalanın olurdu elinde
Sen azla yetinmeyi bilirdin

Keşke burada olsaydın
Neye inanmadığının önemi olmazdı
İçerdin belki biraz
Anlatırdın biliyorum
Sen sessizliğime karşı hep duyarlıydın
Vaktin olmaz bazı yerlerde
Hatıralarının yükü belliydi senin
Mevsimine tutulsan da kendine yeni aldatmalar eklemezdin
Aslında bir gün yeterdi sana ömrünü geçirmen için
Ama vaktin olmaz bazı yerlerde

Yoksun..

Peki nasılsın?
                                                                                                                                                      ( Falco-Jeanny